10389958_750719174991510_6707892833272094348_n

30 ekim 1918! Savaş bitti, Osmanlı yenildi, Mondros Mütarekesi imzalandı.. Milletin umudu sıfırlandı ve Osmanlı aydınları bin parçaya ayrıldı.. Bir kısım ‘aydın’ İngiliz Muhipleri Cemiyetine bağlandı, Bir kısmı Amerikan Wilson Prensipleri cemiyetine, bir kısmı her ikisine de!

Umutsuzluk içinde akıl sağlığını korumakta zorlanan ve savaşın yıkımı, düşman postalları ile yüzyüze
yaşayan bir milletin bazı ‘aydınları’, Mondros Mütarekesi’nin hemen sonrasında Kasım 1918’de
Amerikan mandasının ‘tek kurtuluş’ olduğunu savunmaya başladı. Cemiyetin kurucuları Halide Edip, Rıza
Tevfik idi ve Robert Kolej müdürü Gates’den destek almışlardı. Wilson Prensipleri Cemiyeti, Celaleddin
Muhtar , Ali Kemal , Hüseyin Avni , Refik Halid (Karay), Celal Nuri (İleri), Necmeddin Sadık (Sadak),
Ahmed Emin (Yalman) , Yunus Nadi (Abalı) gibi çoğu gazeteci bir ‘aydın’ kadro tarafından kuruldu . Bu
isimlerin çoğu Amerikan okullarında okumuş ya da Amerika’da eğitilmiş isimlerdi.
Cemiyet’in ilk faaliyeti, Türkiye topraklarına bir Ermenistan ve bir Kürdistan haritası çizen Amerikan
başkanı Wilson’a mektup göndermek, yardım dilenmek oldu..

5 Aralık 1918’de Wilson’a yollanan mektupta, Osmanlı ‘aydınları’ Amerikan mandası için, cellatlarına
yalvardılar.

Eylül 1919’da cemiyet’in kurucularından Halide Edip, Sivas’da Kongre toplayan Mustafa Kemal’e bir
mektup yolluyor ve ‘Amerikan mandasını tek çözüm yolu olarak gördüğünü’ anlatıyordu.

27 Ağustos 1919’da İsmet İnönü, Kazım Karabekir’e ” Amerika milletine müracaat edilse pek ziyade
faidesi olacaktır deniliyor ki ben de tamamiyle bu kanaatteyim. Bütün memleketi parçalamadan bir
Amerika’nın murakabesine tevdi etmek, yaşayabilmek için yegane ehven çare gibidir” diye yazıyordu.

Bir de İngiliz himayesini ‘tek kurtuluş’ görenler vardı!

1919 Mayısında İstanbul ve İzmir işgal altında inlerken, Boğazlayan kaymakamı Beyazıt meydanında
asılırken, Mustafa Kemal gizlice Anadolu’ya hareket ederken, bazı ‘aydınlar’, Rahip Frew öncülüğünde
İngilizleri Sevenler (muhipleri) Cemiyeti ‘ni kurdular. Cemiyet, Sadrazam Damat Ferit himayesinde
çalışmalarına başladı. Cemiyette Osmanlı padişahı Vahdettin, Wilson Cemiyetinin de üyesi olan Ali Kemal,
Kürt Teali Cemiyetinden Sait Molla gibi isimler vardı. İngiliz himayesini ‘tek kurtuluş’ olarak görüyorlardı.
İngilizler ise amaçlarını ‘İngiliz himayesine halkı ikna etmek, milliyetçi hareketleri felç etmek’ olarak
şeklinde ifade etmişlerdi!

1919 eylülünde Sivas Kongresine katılan ‘aydınların’ çoğu İngiliz ya da Amerikan mandasının
nimetlerinden bahsetmekteydiler..

Mustafa Kemal’in cevabı netti: ” Hangi Wilson prensibi? Wilson Prensipleri demek, Suriye, Filistin, Irak,
İzmir, Adana’da vuku bulan işgallere seyirci kalmak mı demektir?… Manda ile istiklal nasıl korunacaktır?!”

“-Esas olan , Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas, ancak tam istiklale
sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun, istiklalden mahrum bir
millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez.

Yabancı bir devletin himaye ve efendiliğini, insanlık vasıflarından yoksunluğunu, aciz ve miskinliğini
itiraftan başka bir şey değildir…

Halbuki Türk’ün haysiyet ve izzet-i nefsi ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir
yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir!..

Öyleyse ya istiklal, ya ölüm!…”

Ehveni Şer mantığıyla karanlık dehlizlerde kıvranan o günün ‘aydınları’nın uzantıları, bugün daha da
çoğaldı.. Allahtan, halkın genetik hafızası hala diri.. Attila ağabey demişti. ‘Aydınlar batırır halk çıkarır’
diye.. Emir almaya alışmış, aklını kullanamayan ve sandık kafalılığı ‘demokrasi’ zanneden ‘aydıncık’lar
vatanı batırırken, bu millet yine bir mucize yaratıp, ÖRGÜTLENECEK ve önce YEREL liderlerini çıkaracak
ve ‘kime oy vereceeez’ çaresizliğinin çok daha ötesine geçerek MİLLİ İRADESİ’ni egemen kılacaktır!
Bundan hiç kuşkumuz yok!

Banu Avar
15.07.2014

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir