“Türkiye’nin Ellerini Kirletmesi Gerekiyor!”

0
1357

BİR RÖPORTAJ

Bakın bir “küresel ses”, Stratfor Düşünce Kuruluşu’nun Başkanı George Friedman ne diyor!

TÜRKİYE’NİN ELLERİNİ KİRLETMESİ GEREKİYOR

Amerika’nın Sesi radyosundan Melek Çağlar 16 Şubat 2011’de, Pentagon’la ilintili Stratfor Düşünce Kuruluşu Başkanı George Friedman’la bir söyleşi yaptı: Friedman, Türkiye’nin bölgedeki durumuna dair soruyu “Türkiye’nin ellerini kirletmesi gerekiyor!” diye cevapladı. İşte Pentagon’la içli dışlı George Friedman’ın Türkiye’ye “verdiği” yol haritası:

Melek Çağlar – Nedir Türkiye’nin alması gereken kararlar? Ne yapması gerekiyor, çevresindeki karmaşadan kendisini uzak tutması için?

George Friedman – Türkiye’nin karmaşadan uzak durması değil, karmaşanın parçası olması gerekiyor. Türkiye enerji konusunda Rusya’ya bağımlı. Rusya da tarihi olarak Türkiye’nin rakibi. Şu anda böyle görünmeyebilir, ama tarihsel gerçek bu. Rusya Ermenistan’ı destekliyor. Azerbaycan ve Gürcistan’a baskı yapıyor. Bu nedenle Türkiye’nin diğer enerji kaynaklarına ihtiyacı var; bu kay- naklardan biri Azerbaycan ve Gürcistan’dan geçen boru hattı. Ama bu da yeterli değil. Burada “Türkiye’nin dünyanın en büyük petrol üreten ülkelerinden bir olan Irak’la ilgili politikası nedir?” sorusu öne çıkıyor. Elbette bu sorunun cevabı Kürt özerk bölgesi ve Türkiye’nin bu konudaki politikasıyla, Türk-İran ilişkileri ve Türk-Amerikan ilişkileriyle de kesişiyor. Mesele burada daha da karmaşık bir hal alıyor. Çünkü Irak’ın sunduğu her fırsat bir karmaşa içeriyor. Bu da Türkiye’ye sorunu çözmesi için bir fırsat sunuyor. Ama Türkiye’nin bu denklemi çözmesi için ellerini kirletmesi gerekiyor.

“Türkiye İran’da Elini Kirletecek!”

Melek Çağlar – “Türkiye’nin ellerini kirletmesi gerekiyor” dediniz, bunu biraz açar mısınız?

George Friedman – Türkiye halen Kürt özerk bölgesinde petrol arama-çıkarma faaliyetlerini sürdürüyor; başkalarıyla ortaklıklara giriyor. Türkiye Kuzey Irak’ta önemli bir güç noktası. Amerikan kuvvetleri bu yıl Irak’tan ayrılıyor. Bu nedenle Irak’ın geleceği, İran’ın Irak’ta egemen güç olma iddiaları Türkiye’nin ulusal çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, “İran’la bir sorunum yok” diyor; evet bunu söyleyebilir, ama yeni bir sorun baş gösteriyor. Bu da Irak’ın geleceği. Türkiye’nin Irak’ın geleceği konusunda İran’la asgari ölçüde uzlaşmaya gitmesi gerekecek. Bu da Türkiye’yi Amerika’yla karşı karşıya getirebilir. İşte bu karmaşık sorun yüzünden Türkiye’nin eli kirlenebilir.

Melek Çağlar – Türkiye’nin dış politika hedeflerine dönersek, Washington’da ve diğer başkentlerde, Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirdiği iddiaları var. İddialar doğru mu sizce ve bu politika Türkiye’ye ne getirir?

George Friedman – Bence Türkiye böyle bir politika izlemiyor. Türkiye son 50 yılını Amerikan ittifak sisteminin bir parçası olarak geçirdi. Şimdi bu ittifak sistemi Türkiye’ye küçük geliyor. Türkiye Washington’la ilişkilerini elbette koruyacaktır; ama Türkiye’nin başka ilgi alanları, başka çıkarları var. Bu ilgi alanları bazen İran gibi Amerika düşmanları olabiliyor. Ama İran, Türkiye’nin komşusu ve Türkiye İran’la çalışmak zorunda. Türkiye daha dengeli bir politika arayışında ve bu da İslam dünyasına daha fazla ilgi göstermesini gerektiriyor. Durum böyle olunca da koşullar Türkiye’nin Amerika ile İsrail’le ilişkilerini değiştiriyor. Ama bunu Batı’dan Doğu’ya doğru yönelmek olarak algılamak basit bir yaklaşım olur. Türkiye İslami bir bölgede bulunuyor, tarihsel olarak da İslam dünyasının lideri olma geleneğine sahip. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden 100 yıl sonra Türkiye yeni bir realite ile karşı karşıya. Bu belki birçok Türk’ü tedirgin ediyor. Belki bir çoğu da Türkiye’nin daha iddialı olmasını istiyor. Ama şu anda Türkiye çevresindeki sorunlarla baş etmek için yapması gerekenleri yapıyor.

Türkiye, İran’la ABD Arasında Kalınca…

Melek Çağlar – Peki bu dış politika Türkiye’yi Doğu ile Batı arasında bir yol ayrımına getirirse, örneğin Türkiye İran’la Amerika arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsa ne olabilir?

George Friedman – Osmanlı İmparatorluğu’nun bu tür iki uçlu zor kararları sofistike bir şekilde cevaplama geleneği var. Böyle bir ikilem karşısında Türkiye’nin yapması gereken de orta yolu bulmak, hem İran hem de Amerika’ya yarar sağlayacak bir süreç sunmak. Ama her durumda Türkiye’nin izleyeceği strateji iki taraf arasında bir tercih yapmamak, kendini bu tür bir tercihe zorlayacak bir konuma getirmemek olmalı. Amerika’nın da İran’ın da kendisini bu konuma itmesini engellemesi gerekir. Bu elbette zor; çünkü Washington’da hâlâ “ya bizdensin, ya da bize karşısın” anlayışı var.

Melek Çağlar-Yeni kitabınızda gelecek 10 yılla ilgili tahminler yapıyorsunuz; bu sürede Amerika Başkanı’nı bekleyen fırsat ve zorlukları nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce gelecek 10 yılda Türkiye Amerika’ya, Amerika Başkanı’na ne tür fırsat ve zorluklar sunuyor?

George Friedman – Türkiye’nin sunduğu yararlar, getirdiği zorlukların çok üzerinde. Buradaki zorluk şu: Türkiye bundan sonra artık eskisi gibi Amerika’yla hep aynı safta olmayacak. Oysa Amerika yıllarca bunu görmeye alışıktı. Türkiye’nin gelecek 10 yılda sunacağı yarar ise Amerika’nın konuşamadığı taraflarla diyalog yeteneği. Türkiye Ortadoğu’nun en büyük arabulucusu olacak. Bu da elbette Türkler için son derece rahat bir konum. Çünkü bunu yapacak kapasitedeler. Türklerin yüzyıllar süren bir müzakerecilik, arabuluculuk yapma geleneği var. Bu rol de bence Türkiye’ye büyük yarar getirecektir.

Kaynak: Voice of America – Amerika’nın Sesi Radyosu, 16 Şubat 2011.

Şimdi Pentagon’un Türkiye’ye nasıl baktığını anladınız mı? Karanlıklar Prensi Richard Perle’ün dediği gibi: “Türkiye Ortadoğu’da Amerikan çıkarlarının bekçisidir!”

KAÇIN! ‘DEMOKRASİ’ GELİYOR! / Banu AVAR – 2011

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here