#24 – Psikolojik Savaş ve Clinton’ın PKK Aşkı

0
170

Hillary’nin kanal kanal dolaşıp tanıtımını yaptığı kitabın adı “Kobani’nin Kızları”… Ahh çok dokunaklı (!) “PKK’lı kahraman kadınlar IŞID’a karşı cansiperane savaştı” konulu kitap işte böyle bir hanımın kitabı. Bunu ekrana aktaracak olan da eli kanlı eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve kızı. Film ve dizi piyasasına tepeden dalan sadece onlar değil.

Eski başkan baba Clinton da medyayla hayli içli dışlı. “Başkan Kayboldu” isimli romanı filme çekilecekti. Pandemi dolayısıyla çekimler ertelendi. O da ikinci romanına hız verdi. Kitap birkaç ay sonra raflarda yerini alacak.

Gelelim diğer eski başkan ve hanımına: Barack ve Michelle Obama. Onlar da 2018’de bir film şirketi kurmuştu. Şirketin adı “Higher Ground Production / Yüksek Zemin Yapım.” Netflix’e film ve belgesel üretmek için bir anlaşma imzaladılar. Obama prodüksüyon şirketinin “dünya insanları arasında daha fazla empati ve anlayışı teşvik etmesini” amaçladıklarını söyledi. New York Times’ta çıkan röportajında da iktidarları doğrudan eleştirmek yerine topluma ilham verici hikayeler sunarak etki yaratmaktan söz etmişti.

*Psychological Strategy Board

Bölümün Tam Metni

Arap Baharı’nda Kaddafi linç edilirken zafer çığlıkları atan Hillary Clinton’ı hatırlıyor musunuz? O zamanlar dışişleri bakanıydı, Trump’a karşı başkanlık savaşında kaybetti ve kızı Chelsea ile ortak film piyasasına girdi. ‘Hidden Light Productions’ şirketin adı. Bir ortakları daha var. Virgin havayollarının sahibi Richard Brunson’ın oğlu Sam Brunson.

Geçen hafta PKK saflarında savaşan kadınları konu alan bir televizyon dizisi yapacaklarını basında gördük. Dizi, Gayle Lemmon adlı yazarın yazdığı “Kobani’nin Kızları” adlı kitaptan uyarlanıyor. Ve terör örgütüne methiyeler yağdırıyor.

Kitap, Ayn el-Arap ya da Rojava’yı IŞİD’den temizleyen YPG ya da Suriye PKK’sına bağlı kadınlarla yapılmış yüzlerce saatlik röportajdan oluşuyormuş ve bu röportajlardan dokunaklı hikâyeler Clintonlar eliyle kameraya yansıyacakmış!
Clinton, basın açıklamasında “Kobani’nin Kızları”adalet ve eşitlik için savaşan, cesur, meydan okuyan kadınların olağanüstü bir anlatımı!” diyor.

Yaşını başını almış bir Amerikan başkan adayı neden gidip film işine girer? Kanal kanal dolaşıp neden prodüksüyon bilgileri verir? diye sorabilirsiniz…
Ama medya ve film dünyasının toplumdaki etkileri atom bombasından daha fazla diyorduk ya, işte cevap orada! Psikolojik savaşın en etkili yöntemi filmlerde, dizilerde, sinemada, televizyonda…
Amerikan büyük başları bu nedenle senaryolara, romanlara, belgesellere sardı.
Mesela Clinton’ın televizyon dizisi için haklarını satın aldığı kitabın yazarına da bir bakın… Adı: Gayle Tzemach Lemmon. Bu hanım ‘Dış İlişkiler Konseyi’ üyesi. Şu dünyayı yöneten ekiplerin içinde yer aldığı oluşum… Yani CFR’nin bir üyesi. Ayrıca; Askeri düşünce kuruluşlarının sitelerinde makaleleri yayınlanan biri… Yani öyle düz bir yazar, senarist falan değil! Pentagon için çalışan kalemlerin önde gidenlerinden… Mesela bu hanım ‘Atlantic Defense’ adlı savunma sanayii sitesinde dış politika ve milli güvenlik de yazıyor.
Her konuya girip çıkan yazarımız tüm ana akım Amerikan medyasında başköşede!
Afganistan ekonomi ve politikası üzerine de makaleleri var, kadın ve çocuk tacizleriyle ilgili de… New York Times’da da yazıyor, Financial Times’da da, Christian Science Monitor’da da köşesi var, CNN’de de. Devam edelim… Gayle Lemmon Suriye’yi kana boğan sözüm ona yardım kuruluşlarından ‘Mercy Corps’ denen teşkilatın da yönetim kurulunda… Malum bu teşkilatın çalışmaları 2-3 yıl evvel Türkiye’de yasaklanmıştı. Her türlü istihbaratı hedef ülkelere sokan örgütler bunlar… ‘Beyaz Baretler’ gibi! Ayrıca yardım adı altında her türlü silah ve mühimmatı savaş bölgelerine aktaranlar…

Evet, Hillary’nin kanal kanal dolaşıp tanıtımını yaptığı kitabın adı: “Kobani’nin Kızları”… Ahh çok dokunaklı (!) “PKK’lı kahraman kadınlar, IŞID’a karşı cansiperane savaştı” konulu kitap, işte böyle bir hanımın kitabı! Bunu ekrana aktaracak olan da eli kanlı eski dışişleri bakanı Hillary Clinton ve kızı. Film ve dizi piyasasına tepeden dalan sadece onlar değil…

Eski başkan baba Clinton da medyayla hayli içli dışlı… “Başkan Kayboldu” isimli romanı filme çekilecekti… Pandemi dolayısıyla çekimler ertelendi. O da ikinci romanına hız verdi. Kitap birkaç ay sonra raflarda yerini alacak.

Gelelim diğer eski başkan ve hanımına: Barack ve Michelle Obama. Onlar da 2018’de bir film şirketi kurmuştu.

Şirketin adı: “Higher Ground / Yüksek Zemin Prodüksiyon”

Netflix’e film ve belgesel üretmek için bir anlaşma imzaladılar. Obama prodüksüyon şirketinin “Dünya insanları arasında daha fazla empati ve anlayışı teşvik etmesini” amaçladıklarını söyledi. New York Times’da çıkan röportajında da “İktidarları doğrudan eleştirmek yerine topluma ilham verici hikâyeler sunarak etki yaratmaktan” söz etmişti…
Michelle Obama da üretecekleri içeriklerin “Çevremizdeki dünya hakkında farklı düşünmemizi sağlamak ve zihinlerimizi ve kalplerimizi başkalarına açmamıza yardımcı olmak için” hazırlanacağından söz ediyor.

Bir anda ortaya çıkıp, 125 milyon aboneye ulaşan Netflix içerik sorumlusu Ted Sarandos, “Barack ve Michelle Obama dünyanın en saygın ve tanınmış ikonlar arasındalar. Dünyayı değiştirmeye çalışan insanların hikâyelerini keşfetmek ve vurgulamak için benzersiz bir konuma sahipler” diyor.

1950’lerde Amerikan başkanı Eisenhower, “Psikolojik savaş insanların kafalarını ve iradelerini ele geçirme savaşıdır.”demişti.
O yıllarda Amerikanın ilk öncelik verdiği kurum ‘Psikolojik Strateji Yönetim Kurulu’ adlı bir teşkilattı. Araştırmak isteyenler, açıklamada İngilizce adına bakabilirler. “Psychological Strategy Board” olarak geçiyor.
Amerikan Merkezi haberalma teşkilatının ajanlarından Donald Jameson meseleyi şöyle özetlemişti: “Psikolojik harekâtın hedefi Amerika’nın yaptığı her şeyin doğru olduğuna insanları inandırmaktır. Ve insanlar, bu inanca kendi mantık ve kanaatleriyle ulaşmış olduklarını sanmalıydılar…” Bu amaçla 1950’lerden itibaren seminerler, sempozyumlar; dergiler, kitaplar; filmler, belgeseller tüm dünyada yaygınlaştırıldı. Amerika, ‘Psikolojik Strateji Kurulu’ denetiminde ‘Yeniden Manevi Silahlanma Hareketi’, ‘Özgürlük Haçlıları’, ‘Hür Avrupa Radyosunu’, ‘Hollywood’ ve diğer film şirketlerini devreye soktu.
Kurul, hedefini şöyle belirliyordu: “Amerika’nın amaçlarına düşman olan düşünce kalıplarını kırmak için, dünyanın her yerinde aydın, bilimadamı ve fikir önderlerini etkilemek.”
İşte bugün de Clintonların, Obamaların, İngiltere Kraliyet ailesi ya da aileden ihraç edilmişlerin ve diğerlerinin yaptığı aynı şeyin devamı.
Elitlerin çıkarı için topluma tek tip düşünceyi dayatmak. Bunun araçlarını bulmak ve tüm dünyayı Amerika ne yapıyorsa bunun dünya için iyi olduğuna inandırmak.

Bunun bir başka adı da “İdeolojik Taarruz!”

Hani “Oltadaki Balık Türkiye” adlı kitabında Emin Değer uzun uzun alıntılamış ve açıklamıştı.

Şöyle diyordu:

Tıpta ‘infiltrasyon’ yani ‘sızma’ denen bir yöntem var. Biz gerçeği göremiyoruz. Çünkü kendi akıl ve gözümüzle değil, kendi aklımızla değil, Amerikan gözüyle bakıyoruz, Amerikan aklıyla çözüm arıyoruz. İşte bu sızılmış olmanın kanıtı! Tıb dilinde ‘infiltrasyon’ kavramı, bir mikrobun ya da kanser hücresinin vücudun en yaşamsal hücrelerine girmesini, mikrobun bünyenin her noktasına yayılmasını gösterir. Kanser hücresi gibi toplumlara sızan ve yayılan Amerikan kültürü en çok televizyon ve film endüstrisi yoluyla toplumlara ulaşıyor.

Hillary terör örgütüne mensup kadınları kahraman ilan ederek Pentagon ve Amerikan para baronlarının genişletilmiş İsrail haritası hayaline hizmet ediyor. Tabii ki bu görev kendisine üst katmanlardan iletiliyor. Ve 70’li yaşlarında küresel çetenin çıkarı için kolları sıvıyor.
Bu ve benzeri birçok yapım, belgesel ya da dizi ya da film özellikle bu salgın döneminde evlere kapanmış insanlara servis ediliyor.

2016’da Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen eli kanlı terör yardakçısı ‘Beyaz Baretleri’ kimler kimler destekledi hatırlıyor musunuz? Clooney, Ben Affleck, Daniel Craig ve daha kimler kimler… Suriye’de insanlığı kurtaran kahramanlar dediler Beyaz Baretlere. O beyaz baretler ki El-Kaide artığı elemanlarla aynı cephede zafer işareti yapıyorlardı. Yanlarında Suriye halkının kanlı cesetleri vardı ve göya arama kurtarma ekibi pozundalardı!

Kısacası, bu garip dönemde görevin önemli bir kısmı da; ekranlardan, basın yayın organlarından, kitaplardan, sinemalardan gelen saldırıyı tespit etmek. Bu tesbit edilmeli ki herkes bombardımana karşı gelebilsin… Yalan haberlere karşı sorgulayıcı olabilsin… Hillarylerin, Obamaların ideolojik taarruzuna karşı durabilsin!

Banu AVAR
01 Şubat 2021

 

 

Önceki İçerik#23 – Davos ve Büyük Sıfırlanma
Sonraki İçerik#25 – Öğrenciye Terörist Yaftası
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here