ATTİLÂ İLHAN’I ANLAMAK… / Banu AVAR

0
942

O’na veda edişimizin 8. Yılında  Belgin Sarmaşık’ın derlediği  ‘Attilâ İlhan’a Mektuplar adlı kitabı yeniden okuyorum.
Kitap,  Aziz Nesin’den Buket Uzuner’e, Özdemir İnce’den Murat Belge’ye, Doğan Hızlan’dan, Hilmi Yavuz’a; Kemal Sülker, Mehmet Ali Aybar, Orhan Kemal, Doğan Avcıoğlu, Niyazi Berkes’e kadar geniş bir yelpazede yeralan isimlerin Attilâ İlhan’a yazdığı mektuplara yerveriyor.
1960’lar ile 80’ler arasında, 27 Mayıs dönemi ile 80 darbesi arasındaki 20 yıllık döneme ait bu mektuplar,  hem döneme, hem kişilere tanıklık ediyor.
Bugün herbiri bilim kültür dünyamızda belli yere sahip bu kişilerin 12 Mart ile 12 Eylül arasında  İlhan’a yazdıkları bu mektupların,  sağlığında yayınlanmasını
Attilâ ağabey şu sözlerle gerekçelendirmişti:
“Önemli olan ‘aydın’ ve ‘sanatçı’nın hem fikirleri hem kendi kendisiyle ‘tutarlı’ olmasıdır…
Mektupları, öteki tarafa gitmeden yayınlama sebebim, dünyadan el etek çekince, mektubu yazanların itiraz ya da düzeltme hakkının kalamayacak olması.. Mektubu alanın cevap hakkının da  ortadan kalkacağı…Aslolan ‘hayattır’ ama, hayatın ‘yansıtılması da bir o kadar önemli: ‘Riya payı’ nedir, o anlaşılır…”
 
Mektuplar hem ‘riya payı’nı hem de  savrulan kimlikleri bugün daha çok gözler önüne seriyor.. Kimileri, sağlığında,  odasından çıkmazken, ölümünden birkaç sene sonra yalan yanlış iddialarla bülbül kesildiler. Odasında saatlerce otururken, aynı panellerde  konuşurken, aynı gazetelerde  dergilerde yazarken  eleştirilerini neden dillendirmediler, yazmadılar çizmediler, merak konusu..
Bir kısmı, dönekliğin en üst mertebesine çıktılar, bir kısmı  iktidarların  canı ciğeri oldular, bazıları da bu milletin beynine ve gönlüne kazındılar..  Mektuplar  20 yıllık bir dönemde Türk “aydınlarının” kaydı. “Riya”nın ve kültürel yabancılaşmanın da.
Bugün, farklı cephelerden artan  saldırı ve  karalama kampanyalarına maruz kalması, Attilâ İlhan’ın eserlerinin hala ne kadar  etkili olduğunun  kanıtı!.  O olacak olanları çok seneler önce yazmış, ölümünden sonra atıp tutacak olanların ruh hallerini de mektupların tanıklığında ortaya koymuştu.
Onu kaybedeli 8 yıl oldu.
Tv 8’deki mutad Salı   toplantılarından birinde, ‘kıskançlık’  ve ‘toplumsal dönüşüm’ içinde yoğrulan Türk aydınının ‘çıkmaz’larından sözetmişti..
Çeşitli  akımların  Türkiye ‘şube’lerinin ve ‘tercüme ilerici’lerinin,   birbirlerine atıp tutmaktan öteye gidememesini,   halktan uçurumlarla ayrılmış  olmalarına bağlamıştı.. Yıllar ve yıllardır, birbirini  ‘ajan’, ‘polis’, ‘muhbir’, ‘Rusçu’ ‘Çinci’, ‘Batıcı’ olarak suçlayarak  vakit geçiren  zevatın,   halkla olan ilişkisinin  ne kadar “uzak” olduğuna dikkat çekmişti.
Halk ile arasında uçurumlar olan bu vatanın ‘aydınları’ ,  Batılı düşünürlerin tuttuğu aynada kaybolmuşlar, ülkeleri için sentez oluşturamadıklarından bir türlü ‘yerli’ olamamışlar ve   birbirlerini “yiyerek”  ayrı bir tür olarak hayatlarını sürdürüp sona erdirmişlerdi. Halkına olabildiğince yabancı bir “tür” idi onlar.. Kendi küçük  dünyalarında halkla hiç temas etmeden yaşarlardı..
Attilâ ağabeye göre ‘yüzyıldır  Türk aydınının havada konuşup havanda su dövmesi’nin nedeni  hareket noktasının yanlışlığıdır:
“Bizde, HAREKET NOKTASI  ‘üretim gücü’  yani işçiler  olacağına  hep aydınlar olmuştur.  Onlar da ilericilikle batıcılığı karıştırdıklarından,  işçilerin ve halkın güveninden uzaktır!”
Aydının ,  halkla,  işçi sınıfıyla buluşamadıkça,   ‘sonuç’ alınamayacağını  Atatürk’ün sözleriyle anlatmıştır:
Milletimizin, tarihini ruhunu ananelerini doğru sağlam dürüst bir bakışla görmeliyiz….Memleketi kurtarmak için, halk ve aydınların arasındaki ayrılık durdurulmalı, mutabakat sağlanmalıdır. Bunun için halkın biraz daha hızlı yürümesi, aydınların da çok hızlı gitmemesi gerekir. Lakin halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak, daha çok aydınlara düşen bir görevdir” M.K. Atatürk 20 Mart 1923
İşte Attilâ İlhan bunu başarmıştı.   Şimdi sıra bizde.. Bu uzun bir süreç  ama sabırla onun gösterdiği yolda ilerleyeceğiz.
Sevgi, saygı ve minnetle  Attilâ ağabeyimizi  anıyoruz..
 
Bânû AVAR
10 EKİM 2013

Önceki İçerikM.İ.B. 31 Ağustos 2013 Eskişehir Buluşması
Sonraki İçerik30 EKİM ANKARA “VATAN BÖLÜNMEZ” TOPLANTISI BİR KONGRE GİBİYDİ..
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here