#48 – 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız Kutlu Olsun!

0
54

23 Nisan’ın çocuk bayramı olması düşüncesinin fikir babası Atatürk’tür. TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920 gününün akşamı, Yunus Nadi, Ruşen Eşref, Hacı Feyzullah Efendi ve Mazhar Müfit Bey’in hazır bulunduğu bu sohbette soruyorlar:  “Paşam! Bugün Büyük Millet Meclisi’ni açtık. Bunu bütün milletimize ve İtilaf Devletleri’ne ilan ettik. Fakat bugünün adı ne olsun?”

Atatürk şu cevabı veriyor:

“Efendiler! Osmanlı İmparatorluğu, 600 yıl bu milletin kaderine hâkim olmuştur. Bugün Osmanlı İmparatorluğu kısmen dağılmış olmasına rağmen İstanbul’da bir hükümeti mevcuttur. Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında, bugün bizim açtığımız meclis çocuk kalır. Onun için, bugünün adına çocuk bayramı diyelim. Bu çocuk büyüsün, kendi zaferini kendisi ilan etsin.”

Atatürk’ün bu sembolik “çocuk bayramı” düşüncesi yine bizzat Atatürk’ün hamiliğini yaptığı bir Cumhuriyet kurumu olan Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin öncülüğünde zamanla gerçekten bir ‘Çocuk Bayramı’na dönüşmüştür. Bunları Tarihçi Sinan Meydan’ın Panzehir kitabından okudum. Mutlaka okuyunuz!

Bölüm Tam Metni

23 Nisan’ın çocuk bayramı olması düşüncesinin fikir babası Atatürk’tür. TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920 gününün akşamı, Yunus Nadi, Ruşen Eşref, Hacı Feyzullah Efendi ve Mazhar Müfit Bey’in hazır bulunduğu bu sohbette soruyorlar: “Paşam! Bugün Büyük Millet Meclisi’ni açtık. Bunu bütün milletimize ve İtilaf Devletleri’ne ilan ettik. Fakat bugünün adı ne olsun?”

Atatürk şu cevabı veriyor: “Efendiler! Osmanlı İmparatorluğu, 600 yıl bu milletin kaderine hâkim olmuştur. Bugün Osmanlı İmparatorluğu kısmen dağılmış olmasına rağmen İstanbul’da bir hükümeti mevcuttur. Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında, bugün bizim açtığımız meclis çocuk kalır. Onun için, bugünün adına çocuk bayramı diyelim. Bu çocuk büyüsün, kendi zaferini kendisi ilan etsin.” Atatürk’ün bu sembolik “çocuk bayramı” düşüncesi yine bizzat Atatürk’ün hamiliğini yaptığı bir Cumhuriyet kurumu olan Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin öncülüğünde zamanla gerçekten bir ‘Çocuk Bayramı’na dönüşmüştür.

Bunları Tarihçi Sinan Meydan’ın “Panzehir” adlı kitabından okudum. Mutlaka okuyunuz!
23 Nisan’ın milli bayram oluşu tam 100 yıl önce 1921’de resmileşmiştir.
1926’dan itibaren “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmıştır. İlk kapsamlı “Çocuk Bayramı” Atatürk’ün himayesinde 1927’de yapılmış 23 Nisanlar, 1929’dan itibaren “Çocuk Haftası” olarak kutlanmıştır…”

Babam Mehmet Bahattin Avar tüm o yıllarda Himaye-i Etfal Cemiyeti’nde beden eğitimi öğretmeni ve çocuk bahçelerinin tanziminden sorumluydu. 1923 itibariyle bu cemiyette çalışmalar yapmış ve bahçeleri kazma kürekle inşa etmekten atlıkarıncaları eliyle yapmaya kadar, folklor grupları kurmak, gösteri grupları oluşturmaktan oyun bahçeleri kurmaya, törenleri hazırlamaya kadar büyük emek harcamıştır. 1975 yılında sonlanan yaşamının her dönemini çocuklara adamıştı.

Cumhuriyetimizi ve milletin ‘HÂKİMİYETİNİ’ ve çocuklarımızı temsil eden bu büyük günde başta ATATÜRK olmak üzere, babama ve bu cumhuriyete kanını canını emeğini katan, bir milleti baştan yaratan tüm atalarımıza minnetlerimi sunuyor, babamın arşivinden fotoğrafları çocuklarımıza armağan ediyorum.

Sinan Meydan’ın genç cumhuriyette çocuklarımız için atılan dev adımları özetleyen cümlelerini de dikkatinize sunuyorum:

“1921’de Ankara’da şehit çocukları başta olmak üzere kimsesiz çocukları korumak için Ankara Himaye-i Etfal Cemiyeti kuruldu.
1921’de çocukların maden ocaklarında çalışması yasaklandı.
1925’te Sıhhiye Vekâleti’nin “çocuk doğum ve bakım evleri” açmasına karar verildi. 1930’a kadar Ankara, Konya, Balıkesir, Adana, Çorum, Malatya, Erzurum ve Kars’ta ‘Doğum ve Çocuk Bakımevi’ açıldı. Bu evlerde 7 yıl içinde 7.025 kadın yatırıldı, 41.483 kadın ayakta tedavi edildi. 1000’e yakın çocuk yatırıldı. Buralarda toplam 88.200 çocuk tedavi gördü.
1925’te engelli çocuklar için İzmir’de 100 yataklı bir okul açıldı.
1926’daki ‘Medeni Kanun’la çocuğun korunmasında devlet güvencesi sağlandı.
1927’de ‘Çocukları Zararlı Yayınlardan Koruma Kanunu’ çıkarıldı.
1929’da Ankara’da Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü kuruldu. Burada 1931’den itibaren aşı üretilmeye başlandı ve 1932’de aşı ve serum ithalinden vazgeçildi. Üstelik komşu ülkelerin aşı ve serum ihtiyacı da Türkiye’den karşılanmaya başlandı. Türkiye bugün aşı ithal ediyor.
1930’da çıkarılan Belediyeler Kanunu’yla belediyelere kimsesiz çocuklara ve fakir ailelerin ikiz çocuklarına para, doktor, ilaç, yeme, içme, giyinme, barınma, eğitim konularında ücretsiz yardım etme; çocuk bahçeleri, oyun ve spor alanları yapma, yetimhaneler, doğum ve emzirme evleri kurup işletme görevi verildi.
1930 Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda süt çocuğu muayene ve tedavi evi, doğum evi kurulması, ebe istihdam edilmesi ve anne-çocuk sağlığının korunması konusunda ayrıntılı hükümler yer aldı. Örneğin doğumlar ücretsiz yaptırılacak, annelere doğumdan önce ve sonra üç hafta izin verilecekti. 20 binden fazla nüfusu olan şehir belediyeleri birer ‘Süt Çocuğu Muayene Evi’ açacaktı.

Bugünle kıyaslayınız…

23 Nisan’ınız kutlu olsun!

Banu AVAR
23 Nisan 2021

 

 

Önceki İçerik#47 – Üç Atatürkçülük ve 23 Nisan Haftası
Sonraki İçerik#49 – Batı’nın Sözde “Ermeni Soykırımı” Kartı
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here