#16 – Amerikan Sonbaharı

2
613

Dün akşam saatlerinde Amerikan demokrasisinin simgesi Kongre Binası Capitol Hill Trump taraftarlarınca saldırıya uğradı. Olaylar sırasında 4 kişi hayatını kaybetti. Washington DC’de Sokağa çıkma yasağı başladı. Amerika kaynıyor. Uzun bir zamandır Amerika’yı sarsan ekonomik ve sosyal gerilim artık iyice yüzeye vuruyor. Sistem gaz kaçırıyor. Mesele Trumpcıların seçim kaybı, Biden’ın kazanması ya da Cumhuriyetçiler ile Demokratların birbirini yemesi değil…

Bölüm Tam Metni

Dün akşam saatlerinde Amerikan demokrasisinin simgesi Kongre Binası Capitol Hill Trump taraftarlarınca saldırıya uğradı Olaylar sırasında 4 kişi hayatını kaybetti.Washington DC’de Sokağa çıkma yasağı başladı. Amerika kaynıyor.

Uzun bir zamandır Amerika’yı sarsan ekonomik ve sosyal gerilim artık iyice yüzeye vuruyor. Sistem gaz kaçırıyor. Mesele Trumpcıların seçim kaybı, Biden’ın kazanması ya da Cumhuriyetçiler ile Demokratların birbirini yemesi değil!

Küresel para baronlarına bağlı olan Biden takımıyla milli ve yerli mafyaya bağlı olanların kavgası. Bu kesim içinde silahlı polis askerden tutun da muhafazakar evanjelist orta sınıfın her unsuru var küçük işletmeciler, ev kadınları esnaf vs.

Yıllardır geçirdikleri ekonomik ve sosyal gerilimi artık taşıyamayanlar “Haydin Capitoll Hill’e. Orası halka ait! Gösterin kendinizi, basın Kongreyi” diyen Trump’a kulak verdiler. Amerikan iç savaşından kalma giysiler içinde, Konfederasyon bayrakları ellerinde birileri Kongre koridorlarını yağmaladılar.

Özetle ekonomik ve sosyal gerilim “SİSTEM”in devamına artık izin vermiyor. Ekonomistler 10 yıldır bu gelişmelerin kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.

Son yıllarda her hafta Amerika’nın bir eyaletinden çatışma, cinayet, okul baskını gibi haberler geliyor. Siyasi arenada tea party gibi bir çok muhafazakar ırkçı partiye ilgi artıyor. Aslında bu Amerika’da da Avrupa’da da dünyanın bir çok bölgesinde de gözlenen bir gelişme.

Ekonomistler Amerikan sistemindeki sızıntılara yıllardır işaret ediyor. Bir avuç bankerin kontrolündeki Amerikan merkez bankası Amerikan halkını insafsızca sömürüyor ve halk kendini oradan oraya atmaya başladı. Capitol Hill baskını sadece bir başlangıç. Kimbilir önümüzdeki birkaç yıl içinde Amerika ve dünyanın geri kalanı daha ne baskınlar görecek.

Bunu Trump-Biden çekişmesine indirgeyenlere acıyarak bakıyorum. Keşke o kadar basit olsa. Biz ekonomik belirleyiciliğe odaklanmalıyız. Amerikalı Ekonomist James Rickards’ın Çöküşe giden Yol adlı kitabını okuyunuz. Amerika’nın önlenemez bir çöküşe doğru hızla yol almakta olduğunu somut örneklerle anlatıyor. Adam herhangi biri değil; Amerika’daki 16 istihbarat kurumunun bağlı olduğu üst konseyin ve Pentagon’un danışmanı.

1945’den beri debelenen sistemin 2008 finansal krizi ile alt üst oluşunu ve Amerikan halkına etkilerini örnekleriyle anlatıyor. 2008 krizinde Brooklyn Köprüsü altında buzdolabı ambalaj kutularında yaşayanlar, batının sıcak kentlerinde çadırlara taşınanlar, protestan yemek dağıtım karavanları önünde sıralananlar, bir zamanların orta sınıf Amerikalılarıydı!

Halkın yüzde ellisi işini evini kaybetti, boğazına kadar borçlu ve tünelin ucundaki deliği göremiyor. Amerikan halkı son 10 yıldır bu halde yaşıyor. Milyarder lümpen Trump’ı destekleyen alt ve orta sınıf, emekli şerifler ve askerler, eski muhafazakar Amerikan rüyasını geri isteyen evangelistler Biden ve demokratların temsil ettiği küresel elitleri tüm bozulma ve yoksullaşmanın sebebi olarak görmekteler.

Demokratlar ve Cumhuriyetçiler çok da fark etmiyor her iki parti içinde küresel para baronlarının adamları var. Dünyada altın ya da dolar ya da kripto para kendilerinden sorulsun istiyorlar. Aslında Para savaşları işin bir kısmı. Onlar dünya hakimiyeti için kolları sıvayanlar.

Avrupa’dan Asya’ya Kuzey kutbundan güneye küresel bir imparatorluğun yayılmasına kendilerini adadılar. Kongreyi basanlara Trump’ın vaadi “Artık kendi iç işlerimize bakacağız. Refaha ulaşacağız, uzaklarda savaşan askerlerimizi geri getireceğiz” gibi şeylerdi. Amerikan halkı uzak diyarlarda savaşan Amerika’dan bıktı. İçerde refah istiyor. Trump’ın bunu sağlayacağını sandı.

Oysa ne Trump ne Biden ne de Hillary’nin Latin versiyonu Kamala Amerikan halkına refah sunamaz. Rickards’ın dediği gibi Amerika Çöküşe giden yolda ilerleyecek.

Biden döneminde sokaklardaki hareketlilik devam edecek. Capitoll Hill baskınının artçıları gelecek. Biden’a büyük sempati ile bakan birilerine de bir kez daha hatırlatalım; Biden’ın Barack Obama dönemindeki icraatları epey açık değil mi! O küresel elitin memurlarından biri. hem Amerikan halkına kan kusturacak hem de Ortadoğuda genişlemiş bir İsrail yani bir Kürdistan için uğraşacak. Görevi bu.

Amerika orta vadede kendini Çin ile yeni dönem bir savaşın içinde bulacak. Çin dediğimiz zaman yanında Rusya İran ve bir kuşak bir yol projesinde adı geçen 60 küsur ülke ile birlikte olan bir Çin aklınıza gelsin.

Amerika Birleşik Devletleri bu sürecin sonunda dünyanın tek hakimi olarak kalamayacak . Amerikan imparatorluğu değişiyor dönüşüyor ve Amerikan halkı için yaşam giderek zorlaşıyor Polis devleti ne kadar büyürse büyüsün baskılar ne kadar artarsa artsın Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayanların ne yapacağı bilinemiyor.

Önceki İçerik#15 – Libya Onu Hasretle Anıyor
Sonraki İçerik#17 – Hangi Medya Hangi Gazeteci?
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here