İlk paylaşım savaşı… 1914 Kasım ayında Çanakkale’ye dayanmış İngiliz Fransız donanması…

Osmanlı Almanya’yla aynı kanatta.. Alman komutanlar Osmanlı ordusunda..

Çanakkale cephesi komutanı Alman Liman Von Sanders Paşa!

18 MART Çanakkale geçilemiyor!

18 Mart’ta 16 gemilik düşman filosu Boğaz’da ilerlemeye başlıyor.. Küçücük bir mayın gemisinin marifetiyle döşenen mayınlara çarpan üçü batıyor.. Top ateşi ile üç adet daha haklanıyor. Ve düşman çekiliyor… Tüm bunlar 7-8 saat içinde oluyor..

Çanakkale geçilemiyor…

‘Er olarak da olsa Çanakkale’de olmalıyım!’

Sofya Askeri Ateşesi Yarbay Mustafa Kemâl savaşın başladığı gün Başkomutanlığa cephede görev almak istediğini iletiyor. 20 Ocak 1915’de 19. Tümen Komutanlığına atanıyor. Ve Çanakkale Kara savaşlarında Türkiye’nin kaderini değiştiriyor.

Osmanlı Ordu komutası Alman ‘Paşa’da… Müttefik Almanya’nın planı başka!

İsmet Görgülü, Çanakkale ilk günde biterdi adı eserinde, Alman arşivinden alıntılıyor:

‘Çanakkale seferi, 1915 yaz ve sonbaharı süresince bir çok düşman kuvvetlerini BAĞLAMIŞ, ve Batı cephesinden uzak bulundurmuştu….Türkiye, Alman Batı cephesine esaslı surette yardım göstermiş bulunuyordu.’

Gayet açık… Almanların Çanakkale’den beklentisi başka.. Yarım milyonluk düşman kuvvetleri Çanakkale’de oyalanırsa, biraz zaman kazanır, nefes alırdı Almanya!

İşte bu nedenle Osmanlı Ordusuna komuta eden Alman komutanlar, düşmanı Çanakkale kıyılarında tasfiye etmektense karaya çeken planlar yapmışlardı.

19. Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemâl Arıburnu raporunda: ‘Liman Paşa, sahilin müdafaası bakış açısıyla alınmış olan tertibatı tasvip etmedi!’ diye yazmıştı!

Bu karar Osmanlı kurmaylarının değil, Berlin’in kararıydı. Türkiye’deki Alman ‘müttefiklerin’ görevi Türkiye’yi derhal savaşa sokmak ve Türk cephelerine olabildiğince çok İngiliz ve Rus kuvveti çekmek ve çekilenleri tutmaktı.

Atatürk 1918’de Ruşen Eşref’e anlatıyor: ‘Benim kanaatime göre düşman, çıkarma girişiminde bulunursa iki noktadan çıkardı. Biri Seddülbahir ve Kabatepe civarı. Ve düşmanı karaya çıkartmadan bu sahil bölgelerini doğrudan savunmak mümkündü.’

Boğaz muharebesinde bu planı uygulamış ve başarmıştı. Seddülbahir’e düşman çıkartma yaparken, Alman ‘paşa’ Saros’a gitmiş, Yarbay Mustafa Kemâl kendi insiyatifiyle kıyı savaşına girişmişti. Kurduğu savunma düzeni düşmanı karaya çıkmadan durdurmuştu.

Çanakkale cephesi komutanı Alman ‘paşa’ , savaş boyunca düşmana karaya çekme planı uyguladı..

İsmet Görgülü diyor ki: ‘Kıyı savunması yapılsaydı İngiliz ve Fransızlar karaya çıkamazlardı. Karaya çıkamayınca Çanakkale cephesi açılmazdı. 500 bin İngiliz Fransız askeri buraya bağlanamazdı.. Dolayısıyla Alman niyeti gerçekleşemezdi. Ve Çanakkale ilk günde biterdi!’

Bitmedi… 57 bin şehitin sebebi YABANCI komutanların savaş düzeneğiydi! Bir devlet kendi savunmasını Batılı komutanlara teslimederse bu kaçınılmazdı.

Alman komutanların planları yüzünden büyük kayıplar verildi.. 33 yaşındaki Yarbay Mustafa Kemâl ve Türk subaylarının komutasında bir millet tarihe ‘mucize’ olarak geçecek bir savunmaya imza attı.

Kendi kararlarıyla savaştı.. MİLLİ ruh onun yanındaydı… 8,5 ay boyunca bir gün bile dinlenmeden hem dışardan hem içerden kuşatılmış bir ülkeye ZAFERİ tattırdı.

Yedi düvelin ‘Mucize’ dediği MİLLİ RUHTU!

Mustafa Kemâl o ruhu şöyle anlatmıştı:

‘Karşı siperler arasında mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak… Muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına tümüyle düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor… Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir tereddüt bile göstermiyor… Okuma bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar.. Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur!’

Yabancılardan medet umulmasa ve Osmanlı Alman subaylarına komutayı teslim etmeyip Türk subaylarına güvenseydi 250 bine çıkan zayiat olmayacak, ordu kırılmayacak, İsmet Görgülü’nün dediği gibi Çanakkale 1 günde düşmanı kovalayacaktı…

Mustafa Kemâl ve Mehmetçik sonunda büyük TÜRK zaferine imza attı. Tüm dünyayı bu zaferi kabule zorladı. Savaş meydanında zafer kazanıldı ama düşman durmadı… Çanakkale’de savaş sürerken, doğuda Ermeni-Kürt çeteleri, batıda Rum çeteleri, İngiliz ve Fransız destekli İslam Krallığı heveslileri vardı!

Çanakkale Zaferi’nden 3 yıl sonra İstanbul işgâle uğrayacaktı.. Ve Çanakkale’den aldığı güçle bu millet tarihe bir KURTULUŞ Destanı yazacaktı..

Batının emperyalist planları Asya’nın kilidini kırma umutları paramparçaydı.. Türk ruhunu kırmadıkça hedefe ulaşılmayacaktı.. Çünkü Türk, silahla değil ruhuyla savaşmıştı.. Öyleyse O RUHU çökertmek şarttı… İşte 90 yıldır bunu başarmaya çalışıyorlar.. Biraz yol aldılar.. İçerde adamları var.. Dışarıya bağlı iplerle yönetiliyor kuklalar..

Ama son an geldiğinde bir kez daha şaşıracaklar! Çünkü bu milletin kanında Çanakkale var..

Yüce ruhlu bu milletin fertleri, kendi varlığını tasfiye etmek isteyen ‘müttefik’ güçlere, batılı çetelere NATO’ya, CIA’ya ve içerdeki işbirlikçilerine karşı kendini korumalılar!

Afganistan’da NATO güçlerinin emrine verilen 12 askerimiz şehit oldu! RAHMET DİLİYORUM ve onları NATO emrine sokanlardan hesap soruyorum!

Banu AVAR, 16 Mart 2012
banuavar@superonline.com

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir