ZEMBEREK’İN ÇARKLARI: MÜLTECİ KAMPLARI

0
3003

Ünlü yıldızların, siyasi aktörlerin, gazetecilerin ziyaret ettiği bu kamplar niye var? Çünkü bir anda savaşın içine sokulan ülkeler var. Timsah gözyaşları dökenler, bu ülkelerde yıllarca kaosu örgütlerken mülteci akını olacağını bilmiyorlar mıydı?! Kan tacirleri ortalık kan gölüne dönünce halkın komşu devletlere akacağını hesaplamamışlar mıydı? . Bu kamplar genellikle sınır bölgelerindedir. Çoğunu ziyaret ettim.. Pakistan’da Ürdün’de Sudan’da, ve Türkiye’de ve diğer bir çok ülkede tanık olduğum, Angelina’nın fotoğraf çektirdiği mağdur ve perişan sığınmacıların arkasında bu işi örgütleyen büyük bir çetenin çetrefil işleridir.. Birleşmiş Milletler ve bağlı ‘insani yardım kuruluşları’nın mağdurlara yardımın dışında başka işlerle uğraştıkları, kampların da bu faaliyetlere mükemmel bir örtü olduğunu bilmeyen var mıdır? 2016 itibariyle Türkiye, Irak, Ürdün ve Lübnan’da 37 Mülteci kampı vardır.. Angelina ve birçok başka ünlü düzenli aralarla işte bu kamplarda ‘iyi niyet’ dağıtmaktadır.

Kamplarda, 3 milyona yakın sığınmacının arasına gizlenmiş bol sayıda istihbarat elemanı, terörist, uyuşturucu, kimyasal madde, silah, organ kaçakçılığıyla uğraşan çete mensubu vardır. Bu kamplar sınırların delik deşik olmasında önemli bir rol oynar. Demografik yapıyı değiştirir. Kaçakçılara serbest bölge açar. Bölgedeki terör guruplarına liman olur. Teröristlerin ve istihbarat görevlilerine ‘uluslararası toplum’ denilen çete ile gizli temas için mükemmel bir ortam sağlar. Sınırlar arasında ‘cepler’ yaratır.

Stratejik Silah mı?

Daha karmaşık birkaç soruyu Leonid Savin dile getiriyor: “Suudi Arabistan’da Müslümanlar için kamp yerleri inşa edilmişken, mülteciler neden Türkiye ve Ürdün’ü tercih ediyor?” “Avrupa’ya mülteci taşıyanlar, kişi başına 4000 dolar ile 10.000 dolar alıyorsa, kişileri önceden borçlandırarak taşıma düzenlendiğini düşünürsek, yüzbinlerce kişinin yollara düşmesine yol açan garantiyi kim ne amaçla veriyor?… Harvard üniversitesinde yapılan ‘Bir savaş Silahı olarak tasarlanan göç olgusu’ (Strategic Engineered Migration as a Weapon of War) başlıklı araştırmada, ‘Mülteciler olgusunun hedef ülkelerde savaş ve barış zamanlarında stratejik bir silah olarak kullanılabileceği ve bunu kontrol eden devlete yararlar sağlayacağı’ tespiti yapılıyor..

Mülteciler konusunda en çok fikir beyan eden ABD ülkesine genel olarak mülteci kabul etmiyor. Ama 1519 kişilik bir gruba bu hak tanınıyor. Kim onlar:? ABD Yönetiminin, 2014 yılında Vatandaşlık ve Göçmenlik statüsü verme, ikamet hakkı tanıma ve Hükümetin koruması altında yaşama garantisi verdiği 1519 kişinin tümü diğer ülkelerin teröristleri ya da terörle yakından bağlantılı olanlar!

(meraklısına: http://www.judicialwatch.org/wp-content/uploads/2015/09/DHS2014.pdf)

Sonuç olarak toplum, ekranlarda gördüğü mülteci ölümleri, bebek cesetleriyle kahrolurken, Washington’da birileri, kendi yarattıkları mülteci krizinin stratejik silah olarak kullanımıyla keyifleniyor.

http://www.voltairenet.org/article189216.html

ZEMBEREK / Banu AVAR -2016 Kasım

Paylaş
Önceki İçerik3. PAYLAŞIM VE SUUDİ SARAYI
Sonraki İçerikBABAM BİR ÖĞRETMENDİ. BUGÜN ÖĞRETMENLER GÜNÜ
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here