Natocu Paşalar, Soroscu STK'lar ve Ilımlı İslamcılar / Banu AVAR

0
377

Tunus bağımsızlığını kazanırken, Atatürk’ü ve devrimlerini örnek almıştı. Bir çok mazlum millet gibi sıkı sıkı Cumhuriyet’e sarıldı… Müslüman bir ülkeydi… Batıda eğitilmiş elitlerin ‘batı modeli’, halka deli gömleği gibi giydirilince afalladı!
Önce Fransız sonra ‘global’ sermayenin ağlarına dolaştı… Uzun zamandır tüm kılcal damarlarında, uluslar arası sermayeye bağlı örgütlerin zehiri dolaşıyor…
Yarım asırdır sadece 2 lider gördü. Tüm seçimlerde iktidar partisinin oyu hiç yüzde 80’in altına inmedi (!) Çoğulcu demokrasi dendi ama seçime giren partilerin oy oranları yüzde 1 ile 3 arasında gitti geldi…
İktidar partisi, ‘demokrasi’ yaftalıydı ama ağzını açan ‘terör’ listesine alındı, zindana atıldı.
Arap dünyası içinde ‘laik’ rejimi olan ve Amerikan politikalarına karşıtlık oranı en yüksek ülkeydi.
Ve her 3 gençten biri işsizdi. Temizlikçi kadınlar, seyyar satıcılar, taksiciler hepsi master dereceli bazen çift diplomalı üniversite mezunları!
İşsizlik açlık, yoksulluk tavan yaptı…
Derken düdüklü tencere patladı!
Soru 1: Bunca yıldır ‘bekleyen’ Tunus’da kitleler nasıl sokağa çıktı?
Soru 2: Tunus’da kargaşa başladığında Ordu ne yaptı?
Soroscu sendikalar ve Natocu Paşalar
Halk sokağa döküldü. Bin Ali ülkeyi terk etti… Akla yakın geliyor mu?
Bir: 90’lardan beri Tunus’un kılcal damarlarına yerleşmiş batılı örgütler, öncelikle sendikaları özellikle de Eğitim sendikalarını denetleyip dönüştürmüşlerdi.. İnsan hakları ‘aktivistleri’ Tunus’un her yanındaydı.. Halkın sokağa dökülmesinde batı denetimindeki sendikalar büyük rol oynadı… Halkın öfke ve isyanı belli kurumlarca denetlendi ve yönlendirildi.
İki: Devlet başkanı Zeynelabidin Bin Ali kendi kendine gitmedi, Tunus Genel Kurmayı tarafından koltuktan indirildi… Bin Ali, kargaşa ilk başladığında, silahla bastırılması için orduya emir vermiş, Genelkurmay başkanı General Raşid Ammar emre itaat etmemişti. İstifa edip ülkeyi terk eden Ammar’ın yerine gelen Genel Kurmay başkanı da sokağa müdahale etmedi. Bin Ali bu koşullarda sanki bir anlaşma sonucu ülkeden ayrıldı. Tutuklanmadı hesap sorulmadı..
Bin Ali ülkeden ayrılır ayrılmaz General Ammar Tunus’a dönecek, ABD ile irtibat halinde kaosu idare edecekti! Üstelik halkına silah çekmeyen komutan olarak ‘kahraman’ ilan edilecekti!
General Raşid Ammar, NATO, Mossad İsrail ve Africom ile yakından münasebetli…
Sürgünde Bir Cemaat Lideri
Kargaşa sürerken yeni bir hükümet Bin Ali’nin sağ kolu tarafından oluşturuldu. Muhalif sendika liderleri ve ‘ILIMLI’ İslam temsilcileri ile pazarlıklar yapıldı.
Batı istihbaratına yakın sürgündeki cemaat lideri Raşid Gannuşi pazarlıklara katıldı… Yıllardır Londra’da yaşayan ve Batılı İslam uzmanlarının kaleminden, adına methiyeler düzülen Gannuşi, hükümette yeralma teklifine sıcak bakacağı mesajı yolladı…
Sivil örümceğin Ağında!
Tunus’un son on yıldır sivil ağlarla kaplanması, birçok ülkede aynı. Bu ülke, 2002’de Bush tarafından başlatılan Ortadoğu İşbirliği Girişimi (Middle East Partnership Initiative)nin bölgesel ofislerinden birine ev sahipliği yapıyor. Diğer ofisler Lübnan, Mısır ve Filistin’de bulunuyor. Yemen Bahreyn Girişim’e katılıyor. Carnegie Enstitüsünden Lutfi Hajji Girişim’in Sivil örümcek faaliyetlerini şöyle özetliyor:
‘ABD 2002 de başlattığı Ortadoğu İşbirliği Girişimi’nin (Middle EastPartnership Initiative) hedefi, Sivil toplum örgütlenmesiyle, ülkelerde demokrasiyi ve kalkınmayı yaymaktı. Tunus bu girişimin en önemli ayağıdır. Tunus’daki ofisin başında Peter Mulrean vardır. Ve işinin zorluğunun altını çizerken, Arap dünyası ve özellikle Tunus’daki anti-Amerikan atmosfere dikkat çekmiştir.’
ABD ‘Girişimi’!
2002 den beri Girişim, ekonomi, eğitim, kadın hakları, politik özgürlükler, ve özellikle politik İslam konusunda kurumları fonlamaktadır. Ayaklanmadan az önce, Girişim’in başındaki Mulrean, işinin çok zor olduğu konusunda bir rapor derlemiş ve Tunus’da temasta olduğu elitleri sınıflandırmıştır:

      1) Bir kısım Tunus eliti ABD politikalarına karşıdır. Özellikle ABD’nin İsrail yanlısı politikaları eleştirilmektedir.
      2) İkinci grup, özellikle insan hakları savunucuları, ABD zorlamasıyla demokratik reformlara ulaşılacağına inanmakta ama ABD tarafından fonlanmaya karşı çıkmaktadırlar…
    3) Üçüncü grup, ABD fonlarını kabul etmekte ama bu kategoriye girenler sayıca çok az ve insan hakları konularına ilgi duymamaktadırlar.

Anlaşılan, ABD istihbaratı Tunus’da belli bir süre içinde becermesi gereken ‘demokrasi operasyonunu’ gerçekleştirememiştir.
Mulrean raporuna şöyle devam edecektir:

      ‘Ortadoğu İşbirliği Girişimi Tunus’da engellenmektedir. Tunus hükümeti, Sivil toplum kuruluşları konusundaki çağrılara açık değildir. İnsan hakları, basın özgürlüğü, siyasi parti oluşumları ile ilgili rahat çalışılamamaktadır.
    Tuhaf olan, bağımsız Tunus STK’ları ABD fonlarını reddederken, hükümete yakın örgütler fonları kabul etmektedir.’

Bu rapor Tunus’un neden birden karıştığına da açıklık getirmektedir.
Ortadoğu merkezli Avrasya kuşatması 2011’de tamamlanmak zorundadır. Vakit kalmamıştır
KUZEY AFRİKA PROJESİ hayata geçmek zorundadır.
Tunus, zengin gaz ve petrol yataklarına sahip, rejimleri çoktandır sallanan Cezayir ve Libya’nın tam ortasındadır. Kuzeyde Akdeniz’e uzanan çıkıntısı, İtalya’daki NATO üslerine bakmaktadır. Bu haliyle Akdenizin doğusunu kapatacak bir kapıdır ve Kuzey Afrika projesinde en stratejik noktadır!
Son kargaşa ile ılımlı islamın geldiği, daha az eğitimli, söyleneni yapan, ABD/NATO üslerine ve ‘demokrasi projesine ’ kucak açan bir Tunus istenmektedir!
Böyle bir Tunus, iki yakasındaki enerji zengini ülkelerin ‘bölünme’ sürecinde faydalı olacak, İsrail ve ABD çıkarlarını tehdit edebilecek muhalif hareketleri susturmak için kullanılacak, Kuzey Afrika’daki enerji boru hatlarını sağlama alacak, füze kalkanı projesinde önemli bir işlevi olacaktır..
Akdenizin güneyden kontrolü Tunus’un denetimi ile tamamlanacaktır.
ABD/ NATO planları içinde Tunus’un yeri böyle…
Gürcistan’a yığılan NATO silahları ile Kafkasları karıştırıp Karadeniz ve Hazar kıyılarına el koymaktan, Lübnan’daki bir kıvılcımın tüm bölgeye ve sonunda İran’a bir saldırıya dönüşeceği üzerine çeşitlemeler küresel çetenin yayın organlarında dillendiriliyor
Dünya 3. kez paylaşılıyor! Tarih bize, pervasız saldırganların, hiç umulmadık bir anda, saldırırken çöktüklerini de hatırlatıyor!

Banu AVAR, 20 Ocak 2011
Paylaş
Önceki İçerik‘Silahları Getirenlere ‘Bereketçi’ Denirdi!’ / Banu AVAR
Sonraki İçerikSOROS Darbelerini HALK Devrimi Sanmak! / Banu AVAR
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here