Azim Ve Kararlılık Dolu Bir Yıl Dilerim! / Banu AVAR

0
272

Geçen yıla ‘Arap baharı’ ile girmiştik… Aralık 2010’da NATO siber savaş narası attı… Wiki sızıntılar etrafı sardı… Mısır’da din savaşları başladı… Aniden küçük bir Kuzey Afrika ülkesi Tunus, Facebook ve Twitter’la karıştırıldı… Kuzey Afrika’da 2001’den beri beklenen operasyon başladı… Küresel ŞİRKETLER Libya’da paylaşım için düğmeye bastı… Sırtlan payı için birbirlerini de boğazlayacaklardı…
Bazı safdiller tüm olanları HALK HAREKETİ olarak yaftaladı… Öyle ya, Tahrir’de HALK vardı…
Ama o halk küresel çetelerin operasyonunda FİGÜRANDI… İç dinamikle sokakları kaplamamışlardı… Nitekim şimdi Mübarek sonrası Mısır’da, Pentagon uşağı generallerce kurşuna diziliyorlar!
Küresel çetelerin ‘yumuşak güç’ aktörleri, Assange, Esma Mahfuz, Ahmed Maher, Vail Gonim gibi tetikçiler ‘iyi iş’ çıkardıkları için ödülendirildiklerinde de safdillerin pek sesi çıkmadı.
Aralık 2010 itibariyle defalarca, küresel sermayenin tıpkı 2. dünya savaşı sürecinde olduğu gibi birbirleriyle dalaştıklarını, ve ‘Fas’dan Pakistan’a, Çin’e kadar’ olan coğrafyada, orta nokta Türkiye olmak üzere kanlı bir oyuna başladıklarını yazdık. Sert eleştiriler aldık!
2011 Kan Yılıydı! Kaçın Demokrasi Geliyor adlı kitapta anlattık… Gerek Orta Asya’nın ortasında Afganistan ve Pakistan’da, gerekse Kuzey Afrika’da kanlı bir senaryo uygulandı…
Küresel elitin bir kanadı ‘demokrasi darbeleri’ ile operasyon yaparak MİLLİ DEVLETLERİN zenginliklerine el koyma yolunu denedi, diğer kanat, Libya’da olduğu gibi özel ordular ve bombalarla ‘demokrasi’ getirdi!
Tam sıra Suriye ve İran’a gelmişti ki, Rusya savaş gemilerini Doğu Akdeniz’e dizdi. İran ve Suriye füzelerini, ABD’ye ‘bekçi ve kalkan’ olmakla kalmayıp, tetikçileri barındıran, teröristlere dayanak sağlayan Türkiye’ye çevirdi. Çin, Rusya ile omuz omuza savaş tatbikatları yaptı… Dünya 2. SOĞUK SAVAŞIN ortasındaydı ve Türkiye bir kez daha 2 dünya arasında kalmıştı!
Birileri ellerini oğuşturarak, ‘Suriye düştü düşüyor!’ derken, beklenmedik oldu! Birkaç ayda düşeceği ‘müjdelenen’ Suriye etrafına bir zırh ördü ve içerde direniş kaleleri kuruldu…
Küresel çetelerin ABD kanadı, STRATFOR, RAND CORP gibi kuruluşların sitelerinde endişelerini dile getirdiler…
‘Suriye muhalefetini yeterince güçlendiremedik! Lojistik destek (silah) özel ordular için gri bölge oluşturamadık! Türkiye ve Avrupa’yı işin içine tam olarak katamadık!’ gibi açıklamalar yaptılar… İşler planlandığı gibi yürümüyordu, işgal altındaki Irak’da Maliki Suriye ve İran’a göz kırpıyordu… Rusya ve Çin açık destek veriyordu…
Tüm bunlar olurken Dolar Avrasyadan dışlanıyor, Kasım 2011’de Avrasya Birliği kurulduğu açıklanıyor, Türkiye de davet ediliyordu…
Avrupa Birliği mi? O paramparçaydı…
2010-2011 arasında en dikkat çeken gelişmelerden biri de Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin ardı ardına KÜRESEL ÇETE ÖDÜLLERİNE boğulmasıydı…
Millete ait tüm zenginlikler bir bir yabancı şirketlerin eline geçerken, yöneticiler, İngiltere kraliçesinden, Wilson Vakfı’na, Chatham House’dan Fransız ordusuna kadar tüm dünya derin yapılarından gelen ödüllere madalyalara garkoldu. ‘Dizbağı nişanları’ üstün hizmet ödülleri ile onurlandırıldılar! Aynı çetelere çalışan silah, medya, uyuşturucu baronları Memed’i vurdular! Siyasiler Memed’i vuran vurduranlarla masaya oturdular!
Bunları gün yüzüne çıkaranların sesleri, bastırıldı, vuruldular, kırıldılar, susturuldular, Silivri’ye tıkıldılar… Ağzını açmaya cüret edenler ağır tehdit altında nefes almaya uğraştılar, uğraşıyorlar! Ve UĞRAŞACAKLAR!
Atlantik ötesi emretti… Aralık ayında ara kapatıldı… AKP’li bakanlar “Kürtlerin ne kadar hakkı varsa hepsini vereceğiz!” diye ekranlara çıktılar…
Terör örgütü mensupları ve Batının has çocukları, gerine gerine ve sırtları İkiz yasalara ve yedi düvele dayalı, ‘Derdimiz Kürt özerk bölgesi, otonomi falan değil, bağımsız devlet olacağız!’ açıklamasını yaptılar!
Küresel medya ‘Kürt baharı!’ yazıları yazdı, ertesi gün PKK/BDP Diyarbakır’daki ‘Tahrir meydanını’ hatırlattı…
Amerikan istihbaratının Türkiye uzmanları uzun zamandır ‘yeni bir anayasa ve federasyon’ çığlıkları atmaktaydı! CIA’den Paul Henze, Türkiye’yi federasyon kalıbına sokmak için mali ve siyasi bunalımın biraz daha derinleşmesi gereğini anlatmıştı!
Yabancılar emrinde çalışan profesörler: Türk milletinin ‘bölünür’ olması gerektiğini taslaklaştırdılar… ‘Bölünmenin önünde hiçbir anayasal engel kalmamalı’, ‘Türk Yurttaşlığı Kavramı kalkmalı!’ dediler… Sözüm ona ‘muhalefet’ ‘TSK, Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyup kollama görevinden istifa etsin!’ diye ortaya çıktı…
2011 sonunda Atlantik ötesinin emirleri net ve açıktı… Biden, Panetta ve onlarca uzman Türkiye’yi bu nedenle komşu kapısı yaptı…
Suriye’ye aktif müdahale ve İran’a ambargo derhal planlanmalı, Ermenistan kapısı açılmalı, Kıbrıs’ta istenen adımlar atılmalıydı.
2010’da Cumhurbaşkanı Gül’e Chatham House ödülü verildiğinde yapılan açıklama yukarda saydığımız listeyle birebir aynı.
Ödülün gerekçesi şöyle açıklanmıştı:
‘Irak’ta farklı mezhepler arasında arabuluculukta üstlendiği rol,
Afganistan Pakistan liderlerini bir araya getirmesi ve
Türkiye’nin Ortadoğu ile olan bölgesel işbirliğine yaptığı katkıları,
Bölünmüş Kıbrıs’ın bir bütün haline gelmesi konusunda attığı adımlar,
Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesi için oynadığı rol…’
nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı küresel çetenin en üst organının ödülüne layıktı!
Türk MİLLETİ içerde YENİ ANAYASA ve FEDERASYON kıskacı ile karşı karşıya kalacaktı…
ABD istihbaratının kılavuzluğunda Türkiye, bölünmeye zemin hazırlayan adımlar atacaktı…
Duruma isyan edenler için ‘iletişim teknolojileri’ kullanılacak, eğitimli kesim, televizyondan Twitter’a kadar çeşitli araçlarla yönlendirilecek, gerisini muhalif gruplar, liderler, ABD patentli öğrenci grupları , STK’lar halledecekti. ‘Demokratikleşme’ ana slogan olacaktı.
Bu plan Suriye’de, Venezuela’da, İran’da, Kazakistan’da başarılı olamadı…
Türkiye bu saydığımız ülkeler içinde en fazla benzer deneyimlerle sarsılmış bir ülke…
O nedenle 2012 kan ve ekonomik operasyonların en fazla olacağı yıl olsa da,
her çökertme planı ÇİFT TARAFLI işler!
Ve kusura bakmasınlar ama TARİH kaosun sürekli olamayacağını ve çıkaranların aynı bataklıkta boğulacağını müjdeler!
AZİM ve KARARLILIK DOLU BİR YIL DİLİYORUM!


 
Banu AVAR, 31 Aralık 2011

Paylaş
Önceki İçerikKüresel Dinazorlar ve Televizyon Makinası / Banu AVAR
Sonraki İçerik02.01.2012: Kanal A – Hadi Konuşalım
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here