2018’in ‪10 Kasım’ında ATATÜRK’ü Anmak

0
161

En başa Attila İlhan’ın özetlediği üç büyük eylemi koyalım:

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün iç içe üç büyük eylemi vardır:

  • Emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı
  • Padişaha karşı Demokratik Devrim
  • Toplumu ümmet aşamasından millet aşamasına geçirmek

O’nun “ihtilalci” ve “inkılabçı” eş zamanlı harekatını en iyi anlatan Attila İlhan’dır. O nedenle Hangi Atatürk kitabından küçük bir derlemeyi 2018 yılının 10 kasımında gençlere sunmak istedim.

O’nun yanındaki “Milli mücadele Kadrosu’nun çoğu, O’nun, Saray’a karşı “ihtilalci”; toplumu dönüştürürken ise “inkılapçı”” adımlarını takip edememişlerdir. Onlara göre “Padişah def edilecek ve düzen devam edecek”tir.

1919 Aralık ayında “Kuvvayı Milliyenin amil, milli iradenin ise hakim” olacağını söylediğinde, bireysel ve teokratik bir iktidara karşı, ulusal ve demokratik bir devrimden söz ediyordu.

Bu devrim, meşruluğunu var olan iktidarın yasa ve fermanlarından değil, TARİHTEN ve HALKTAN alıyordu. Mustafa Kemal ATATÜRK için eylemin meşruluğu demek, HALK TARAFINDAN ONAYLANMIŞ olması demekti. Kongreler, Büyük Millet Meclisi işte bu nedenleydi.

HALK TARAFINDAN” diyordu, “ÇIKAR GRUPLARI” tarafından değil.

Atatürk 600 yıl sonra gelen değişimin yöntemi hakkında da şunları söylemişti:

“Egemenlik ve saltanat, hiç kimse tarafından hiç kimseye görüşülüp tartışılarak verilmez. Egemenlik güçle kuvvetle zorla alınır. Bu bir olup bittidir. Osmanoğulları zorla Türk ulusunun egemenliğine ve saltanatına el koymuşlardı. Bu tasallutlarını 600 yıl sürdürdüler. Şimdi Türk ulusu egemenliğini kendi eline bilfiil alıyor.”

O’nun kafasında “imtiyazsız, sınıfsız bir Türk toplumu” vardı. Babadan oğula padişahlık devredilmeyen, Galata bankerleri tarafından sömürülmeyen, köylünün emekçinin baştacı olduğu bir toplum.

Toplumsal sınıfların tam anlamıyla oluşmadıkları bir toplumda, milleti “halk’ kavramı içinde düşünmüştü. Emperyalizme karşı ulusal kurtuluş cephesi ile SİYASAL BAĞIMSIZLIK kazanılmış; ardından ulusal emek cephesiyle de EKONOMİK BAĞIMSIZLIK savaşına girişilmişti. Programını İzmir İktisat Kongresi’nde şu sözlerle anlatıyordu:

“Program, bütün halk için bir EMEK MİSAK-I MİLLİSİ’dir. Ve böyle bir Emek Misak-ı millisi etrafında toplanarak oluşacak siyasal şekil, alelade bir parti niteliğinde değildir.”

Bam teli budur. Attila İlhan bu cümleyi şöyle açıklamıştır:

“Her türlü halkın toplanacağı “Ulusal Emek Cephesi’ alelade bir parti değildir. Karşıtlıkları aşırı keskinleşmemiş toplumsal sınıfların, emperyalizmle savaş halindeki bir ülkede, birleşecekleri ORTAK BİR CEPHEDİR.”

Bu nasıl bir ileri düşüncedir. Böylesi düşünceler, bu sözlerden yarım asır sonra tüm dünyada konuşulmaya başlanmıştır.

2018 10 Kasım’ı… O’nu kaybedeli 80 yıl oldu! Dünya 3. bir paylaşım savaşının içinden geçiyor. Ve tıpkı ilk paylaşımda olduğu gibi ateş çemberi üzerimize doğru daralıyor!

Tam da bugünlerde O’nun durum değerlendirmesi ve adımlarının dikkatle incelenmesi gerekiyor…

O zaman “yol’ bize gözükecek ve geniş platformların anlamı ve gerekliliğine göre harita çizilecektir.

“Azim ve kararlılık” kelimelerinin derinliğinin anlaşılması dileğiyle…

Ruhun şad olsun Gazi Paşam.

10 Kasım 2018

Paylaş
Önceki İçerikDostlarım
2009’da Avrasya TV'de DÜNYA DÜZENİ adlı haber programını yaptı. 2004-2008 arasında TRT'de ‘SINIRLAR ARASINDA’ Haber Belgesel Programının yapımcısıydı. Londra City University televizyon bölümünde yüksek lisans yapan ve BBC TV Belgesel kurslarını bitiren Banu Avar BBC Türkçe bölümünde yapımcı ve sunucu olarak çalışmış, TRT’nin Londra muhabirliğini üstlenmiş; Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalışmış ve birçok dizi yazıya imza atmıştır. TRT 1 ve TRT 2’de yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği "Mozaik" ve "Kaleideskop" programları yayınlanmıştır. "32. Gün" programının ilk yıllarında programın Londra muhabirliğini yapmış ve Kıbrıs, Demirkırat gibi belgesellerde yapımcı, araştırmacı olarak görev almıştır. BEN SEZAR (‘I, Ceasar’), KIRIM SAVAŞI (‘Crimean War’), BÜYÜK OYUN ‘The Great Game’ ve TRUVA ‘Troy’ gibi BBC ve Discovery Channel belgesellerinin künyesinde Türkiye prodüktörü olarak yer almıştır. 1999’da TV8’in belgesel bölümünü kurmuş, 2004’e kadar 30’dan fazla belgesele imza atmıştır. 2004 yılında -Attila İlhan ve Erol Manisalı ile birlikte- işine son verilmiştir. Denizciler, Bir Zamanlar Kıbrıs’da, Artık BİZ DE varız!, Devlerin Savaş Alanı Afganistan, Türkiye Sevdalıları gibi belgesellerden OHRİ, GÜZEL OHRİ Makedonca’ya çevrilmiş ve Makedon Ulusal TV Kanalında bir çok kez gösterime girmiştir; Rıza oğlu Haydar ALİYEV belgeseli ise Azerbaycan Devlet Kanalında defalarca yayınlanmıştır. 2004 yılında yapımına başladığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa’dan dosyalarla 82 ülkeden konuların yer aldığı Sınırlar Arasında belgeseli 2008 mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç Büyükelçilerinin şikayetleri sonucu yayından kaldırıldı.. Bu gerekçe TRT üst yönetimi tarafından beyan edilmiştir! Avar daha sonra, 2009 Şubat - Haziran arasında AVRASYA TV (ART)'de "DÜNYA DÜZENİ" adlı haber programını yaptı. Banu Avar, 2004-2008 yılları arasında 40'dan fazla kurumdan çeşitli ödüller ve plaketler almıştır. 8 kitabı bulunmaktadır: Sınırlar Arasında (2006) Avrasyalı Olmak (2007) Hangi Avrupa (2007) ‘Böl ve Yut!’ (2008) Hangi Dünya Düzeni (2009) Kaçın Demokrasi Geliyor (2010) Gün O Gündür (2012) Zemberek (2016)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here