Ekranlarda ‘the’ cemaat ve AKP’nin karşılıklı, yolsuzluk ve ‘tayin’ salvoları sürerken 3 sinsi durum var:

      1) Güneydoğu illerinde belediye seçimlerinin aslında “Kürdistan’ın kuruluşu” demek olduğu fikri yayılıyor. Devlet otoritesinin yok olduğu mesajı her fırsatta halkın önüne konuyor. Ve iktidar da muhalefet de kendi yarattığı canavara ‘gık’ diyemiyor.
      2) MHP Esenyurt seçim irtibat bürosuna silahlı saldırı ve gazeteci Cengiz Akyıldız’ın öldürülmesi, Van’da AKP’li adaya silahlı, taşlı, ses bombalı saldırı, CHP belediyesine Şişli’de saldırı, İstanbul Kadiköy ve Diyarbakır Lice’de saldırılar ve kavgalar… Van’da, Mardin’de Kütahya’da, Trabzon’da dün oynanan FUTBOL maçlarının tümünde kavga çıktı.
    3) Toplumsal çürüme, aile cinayetleri ve intiharlarla, çöplüklerde ölüme bırakılan bebekler ve artan fuhuşla gözle görülür hal alıyor. Borçla kıvranan ülkeden sıcak para çekilmeye başlayınca dolar fırladı, suni teneffüs yaptırılıyor. Seçim sonrasını kanlı zam furyaları bekliyor. İşsizler ordusunda 15-24 yaş arası gençler çoğunluğu oluşturuyor!

Batı tetiğe 1991’de bastı. Bu yaşadığımız 20 yıllık bir sürecin sonucu.

Bir zamanlar Yugoslavya adında bir ülke vardı. Acıyla kavrularak parçalara ayrıldı.

Biz Yugoslavya değiliz diyecek bazıları. Değiliz ama Yugoslavya’nın iç ve dış düşmanları tarihe ders olacak olayları kurguladı:

      * Tito’nun ölümünden sonra Yugoslavya dış borçla tanıştı. Yugoslav işçisinin denetiminde olan fabrikalar önce devletleştirdi, sonra yabancı ortaklığa açıldı. İşçiler işten çıkarıldı, ‘özelleşme’ başladı. İşsiz kalan işçilerin tüm hakları ellerinden alındı. Hırsızlık, boşanmalar, fuhuş, aile içi cinayetler tavan yaptı.
      * ABD ve Alman desteği ile işçiler arasında etnik sendikacılık kışkırtıldı. Makedon, Arnavut, Sloven, Sırp ve Boşnak işçi liderleri Alman ve Amerikalı ‘uzmanlar’ın eğitiminden geçtiler ve kutuplaştılar.
      * Üniversite ve liselere batı eğitim bursları veren ‘örgütler’ ve CIA uzmanları sızdı. Rudolf Hiero gibi ‘uzmanlar’ özellikle ‘sol’ örgütler içinde rağbet gördü ve ünlendi. Allende’nin yakın arkadaşı olduğu söyleniyordu, bir süre sonra ABD yönetiminin tepesindeki Richard Holbrook’un yakın arkadaşı olduğu ortaya çıkacaktı..
      * Amerika’dan burs alan gençlerden bazıları, OTPOR adlı bir dernek kurdular. Soros’un mali desteği ve Gene Sharp’ın yol haritası ile konserler düzenlediler, maç biletleri dağıttılar, eğitim bursları verdiler. Sonra Miloseviç’e karşı “Gotov Je” (O bitti) kampanyasını başlatıp sempati topladılar. Harcamaları büyüktü ama Amerika’dan onlara akan fonlar da büyüktü. Öğrenci ayaklanmaları, işçi grevleri, “şiddetsiz direniş”, “özgürlük”, “insan hakları” sloganlarıyla yayıldı ve OTPOR “Amerikan denetimindeki muhalefet”in simgesi oldu. Askeri istihbaratçı Richard Helvey her adımlarında yanı başlarındaydı.
      * Yugoslav Yargı Teşkilatı yerle bir edildi. Tam bağımsız olan, devlet başkanını bile yargılama yetkisine sahip ‘Anayasayı Koruma Mahkemesi’ kaldırıldı ve Adalet Bakanlığı’nın emrine amade edildi.
      * Tüm kurumlara CIA sızmıştı. Yıllar sonra Yugoslav İstihbarat Teşkilatı başkanı da CIA ajanı olduğunu itiraf etti. Yugoslavya İç Savaşı sırasında Genelkurmay Başkanı olan Momçilo Perisiç de!
      * Yugoslavya parçalanırken, Yugoslav ordusu hem etnik temelde içten bölünmüş, hem de subaylar arasında ikilik çıkarılarak astlar üstlerine isyan ettirilmişlerdi. Ordudan istifa edenler paramiliter gruplar oluşturdular. Subayların kurduğu hücre evlerine dışardan silah aktı! Artık Yugoslav ordusu değil, Makedon, Arnavut, Sırp, Hırvat, Sloven orduları vardı.
      * Polis de aynı etnik bölünmeyi yaşadı ve içinden Arkan diye bilinen Bosna canisini çıkardı. Kurduğu örgütün adı Tigri (Kaplanlar) idi ve iki gruptan oluşuyordu: Polis ve Kızılyıldız futbol taraftarları.
    * Arkan ilk eylemini Hırvatistan’daki Dinamo Zagrep- Kızılyıldız maçında yapacaktı. Maçın ortasında Kızılyıldız taraftarları Dinamo taraftarlarına saldıracak, stada sokulmuş silahlı kişiler tribünlere ateş açacaktı. Arkan Amerika ve İsrail’den gelen silahlarla Sırp polis teşkilatını Gladyo’ya bağlamıştı!

Bunları ve fazlasını Teoman Alili’nin yazdığı “Yugoslavya Dersleri” adlı kitaptan mutlaka okuyunuz. MİLLET birlik olmayı başaramazsa, emperyalizmin ‘demokrasi’ oyununda meze olur. Sonra Yugoslavya gibi adı bile çok görülür, yok olur.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir