Yıl 1904 : Siyonizmin babası Theodorl Herzl: “ Yahudi devleti Nil’den Fırat’a genişleyecektir.” Yıl 1947: Rabbi Fischmann: “ Vaadedilmiş topraklar Nil’den Fırat’a, Suriye ve Lübnan’ın bir kısmını içine alarak büyüyecektir.” Yıl 1982: İsrail strateji uzmanı Oded Yinon: “İsrail çevresindeki Arap devletlerini küçük parçalara bölerek İsrail’in bölgesel gücünü tesis etmelidir.” Irak’ın Kürt, Şii ve Sünni devletlere..

devamı →

Bu deyimi ilk kullanan Amerika’da ‘sol’ kisveli istihbarat uzmanlarıdır.. Bu bir yöntemdir ve ‘Yumuşak Güç’ yönteminin temel taşıdır. Emperyalizm, hedef ülkelerde iki kanadı da denetimde tutmak zorundadır. Bu nedenle KONTROLLÜ bir muhalefeti, yine kendi denetlediği iktidarın karşısına koymaktadır. Çeşitli parababaları ve vakıflar, gerek iktidar, gerekse ‘üretilmiş MUHALEFET’e maddi manevi destek sağlamaktadır.. Böylece her cenahı denetimde..

devamı →

“Erdoğan neden Kürtlerle çalışmaya hazır?”* Alt başlığın yazarı Soner Çağaptay. Uzun yıllardır ABD istihbaratının ve küresel şirketlerin desteklediği ‘düşünce kuruluşu’ Washington Enstitüsü’nün Türkiye ve Yakın Doğu uzmanı. 2012’de ‘hizmetlerinden’ dolayı, Washington Enstitüsü’nü fonlayan yahudi Aşkanazi hanedanı Beyer Ailesinin ‘fellow’u olarak payelendirildi. Ne diyor Beyer hanedanı hizmetindeki Soner Çağaptay “Kürt Tamponu” başlıklı ve “Erdoğan neden Kürtlerle..

devamı →

14 yıl geriye gidelim mi? 2000 ve 2001 krizleri Türkiye’nin olmayan şirazesini iyice bozmuş ve bir adam Türkiye gündeminin en üstüne oturmuştu.. Bu medyanın başarısıydı.. Adam Kemal Derviş.. 22 yıllık İMF üst düzey görevlisi, istifa edip Türkiye ekonomisinin başına geçecekti. İMF’deki son görevi Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan sorumlu başkan yardımcılığı idi. 13 Mart 2001’de Bülent..

devamı →

30 ekim 1918! Savaş bitti, Osmanlı yenildi, Mondros Mütarekesi imzalandı.. Milletin umudu sıfırlandı ve Osmanlı aydınları bin parçaya ayrıldı.. Bir kısım ‘aydın’ İngiliz Muhipleri Cemiyetine bağlandı, Bir kısmı Amerikan Wilson Prensipleri cemiyetine, bir kısmı her ikisine de! Umutsuzluk içinde akıl sağlığını korumakta zorlanan ve savaşın yıkımı, düşman postalları ile yüzyüze yaşayan bir milletin bazı ‘aydınları’,..

devamı →

Bir süredir internete giren, bir change.org kampanyasıyla burun buruna geliyor. Hayvan hakları, insan hakları doğa, çevre sorunları, çokça etnik bölücü kampanya vs. isim çarpıcı ve çekici.. CHANGE! DEĞİŞ! DEĞİŞTİR! Malum Obama’nın seçim sloganıydı.. Gene Sharp’ın da.. Academy of Change; Değişim Akademisi, Katar’da hedef ülkelerden gelen ‘aktivistlere’ ABD çıkarlarına uygun darbe yapma eğitimi veriyor.. Gene Sharp..

devamı →

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle Ekmeleddin İhsanoğlu ‘muhalefet lideri’ olarak ortaya çıkarılmıs olacak. İhsanoglu, Tayyip Erdoğan’ın kazanmasını garantileyecek ama bu arada CHP ve MHP’yi eriterek tek çatı altında toplayacak. Böylece 1 yıl sonraki genel seçimlerde ABD modeli Başkanlık Sistemi’nin olmazsa olmaz iki partisi siyaset sahnesine oturtulmuş olacak. Ekmelleddin ve Tayyipli ve az sonra Abdullah Öcalan’lı siyaset sahnesi İktidar..

devamı →

Tek sorununuz cumhurbaşkanlığı seçimi mi? Türkiye’nin başka sorunu yok mu? Bu sorunlar cumhurbaşkanı seçtiğinizde yok mu olacak? Gündem bir yerlerde belirleniyor ve siz o sahte gündeme figüran oluyorsunuz… Sorunlar içinde kavrulmuş bir milletiz. Kendi hakkımızı müdafaa etmeliyiz.. Bunun için godot’yu beklemeyi mi seçeceksiniz? Yoksa biraraya gelme yöntemleri üzerine kafa yorup sözünüzü mü dinleteceksiniz? Malum “Egemenlik..

devamı →

EKMEL BEY, BADANİ, OBAMA VE UPSHAW! 2 yıl önce 2012’de İslam İşbirliği Örgütü evsahipliğinde Dünya İslam Forumu toplanmıştı. Başkanlığını Ekmeleddinİhsanoğlu’nun yaptığı Forum’un açış konuşması için kürsüde ilginç bir isim vardı: Durriya Badani. Böylesi önemli bir toplantının açılışını yapan bu isim, Kemal Derviş’in de yönetiminde bulunduğu Amerikan‘demokrat’ düşünce kuruluşu Brooking Enstitüsü’ndendi ve ‘ABD ile İslam Alemi..

devamı →

Ekmeleddin İhsanoğlu, 1999’da İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA)da görevliydi. İstanbul’dayken Yıldız Sarayı Kütüphanesini çalışma ofisi olarak kullanıyordu. Tanıştım. Ve izlemeye başladım.. Çünkü akrabam, Mahmud Naci beyin yazdığı TRABLUS 1911 kitabını 1973’de Arapça’ya çeviren de oydu.. Çok çarpıcı ve etrafımızda görüp bir türlü anlayamadığımız yapılanmalara ışık tutabilecek bir yaşam..

devamı →